Sayfalar

12 Ocak 2015 Pazartesi

TARTIŞMADA SEN DEĞİL “BEN”


İkili ilişkilerde fikir ayrılığından doğan tartışma ortamı, kızışarak kavga boyutuna kadar ilerleyebilmekte. Bu süreçten itibaren de sorun, çözüme ulaşmaktan ziyade daha büyük bir sorunun temelini oluşturmakta.


Peki tarafların orta noktada buluşması için önemli olan nedir ?
                Tartışmanın biçimini belirleyen, konuşulan konudan ziyade, ifade biçiminin karşı tarafa nasıl aktarıldığıdır. Bu hususta bilinmesi ve geliştirilmesi gereken en kritik konu iletişim yöntemleridir.
                İletişim aşamasında kişi haklılığından taviz vermeden baskın konuma geçer ya da kendini savunucu bir biçimde duruş sergilerse karşı tarafta “Suçlu” imajının oluşması muhtemel olup, tartışmanın dozu artabilmektedir. Dolayısıyla, sorunlar ortaya konurken öncelikli yapılması gereken “Suçlama” davranışından uzak durularak konuşmanın konusu bu doğrultuda ortaya konmalıdır. Bu aşamada BEN ve SEN cümlelere dikkatle yerleştirilmelidir. 

 DUYGULARINIZI PAYLAŞIN !

Ben dili, çözüm odaklıyken, Sen dili sorun odaklıdır. Ben dili şimdiyi esas alırken, Sen dili genellemeye yönelir. Ben dili duygularla ifade edilirken, Sen dili davranışlarla eşleştirilir. Ben dili, bireysel ihtiyacı ortaya koyarken, sen dili karşı tarafın kişiliğini hedef alır. Ben dili işbirliği sağlarken, sen dili savunmaya iter.
                Birkaç örnekle açıklayalım. Siz de cümleleri okurken neler hissettiğinize odaklanın ve buna benzer cümleleri bir başkasına kullanırken şimdi neler hissettiğinizi o an anımsayın.
SEN DİLİ:
“Bana hiç yardım etmiyorsun”
“Her zaman sözümü kesiyorsun”
“Bu davranışı hep yapıyorsun” …
BEN DİLİ:
“Böyle söyleyince üzülüyorum”
“Sözlerim yarım kalınca kızıyorum”
“Bu davranışın nedeniyle senin için endişelendiriyorum” …

Tartışma esnasında zihin çok gergin değil ise çözüme daha kısa zamanda ulaşmak için şu formülü kullanmak ikili arasında işbirliği oluşturacak; sıkıntıların ve isteklerin daha net anlaşılmasını sağlayacaktır:
SORUNUN KAYNAĞI – DUYGU – İHTİYACIN NEDENİ – NE İSTİYORUM ?
(Televizyonun sesi çok yüksek - rahatsız oluyorum ve -  işte çok yoruldum – uyumak istiyorum)
                Bu ifade biçimi hem istenileni hem de sorunun nedenini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Ancak; tartışma esnasında “olumsuz duyguların yoğunlaşması nedeniyle uzun bir cümle kurmak güç olabilir. Karşı tarafa duyguları iletmek de olumlu sonuç için fayda sağlayacaktır. Çünkü; duygular soyuttur ve siz onları ortaya koyduğunuzda  farkındalık yaratacak, karşınızdakini çözüm için düşünmeye davet etmiş olacaksınız. Karşınızdakine duygularınızı bilmesi için izin verin.
C.G. JUNG  : Duygu olmadan, karanlığı aydınlatamayız ve bitkinliği harekete çeviremeyiz.”



(Bu yazı Gazetepress Gazetesi' nde 13 Eylül 2013 tarihinde yayınlanmıştır.
http://www.gazetepress.com/2013/09/13/tartismada-sen-degil-ben/ )


 

27 Aralık 2014 Cumartesi

İLİŞKİDE 3 OK: “SÖYLE, YANSIT, DOKUN”


Kadın erkek ilişkileri geçmişten günümüze pek çok belirsizliği barındırmakta. Erkekler genelde kendilerinden istenileni yeterince yaptığını söylerken kadın kendisine ilgi gösterilmediğinden yakınır. Psikolojinin kurucularından sayılan S.Freud dahi 30 yıllık araştırmalarına rağmen yanıtlayamadığı bir soru olduğunu kabul etmiştir: “Kadın ne ister?”

HİPERAKTİVİTE YARAMAZLIK MIDIR?

“Hiperaktivite”, yerinde 5 dakikadan fazla duramama, oturduğu yerde elini ayağını oynatma, eşyalara tırmanma, uyarıları dinlememe, sınıf içerisinde sık sık ayağa kalkma, arkadaşlarına laf yetiştirme, dinlemesi gereken yerde dahi konuşma, tehlikeli durumlara dahil olma, yaşa bağlı olarak saldırgan davranışlar sergileme belirtileriyle çıkar.

26 Aralık 2014 Cuma

DOKUNMAK MUCİZENİN KAYNAĞIDIR


      Günlük hayatta pek çok duyumuzu bir arada kullanıyoruz: Görüyoruz, kokluyoruz, tadıyoruz, duyuyoruz. Ancak; en çok dokunurken kendimizi sorguluyoruz. Özellikle de karşımızdaki insana temas ederken birkaç saniye düşünüyoruz. “Ne düşünür?”… Kültürel faktörler de bu durumun tetikleyicisi: Karşı cinse bakış, bireysellik, yetişme biçiminde ten temasından uzak kalınması…

25 Aralık 2014 Perşembe

AFFETMEK ÖZGÜRLEŞTİRİR


Yaşam mücadelesi olarak adlandırdığımız HAYAT' a yüklediğimiz anlamlar var hepimizin. Yaşa uygun olarak da beklentiler, hayaller, arzular…
Bu hayaller içinde An’ da yaşamak zor ama güzelken, küçük ya da büyük anımsatıcılar vardır geçmişi önünüze seren. Gün gün, defa defa, ısrarla karşınıza çıkan…
Her biri sizin içinizde çözemediğiniz, bizim bitirilmemiş işler olarak adlandırdığımız kahramanlar, olaylar. 
Bazen hayaller vardır sizin olan, tam da sizin, ama yönünü sizin çizemediğiniz.